Ben Kimim?

Sevgili Belkıs,

Adının gücüyle, özelliklerini deden sana öyle aşıladı ki kendini gerçekten de Saba Şehri’nin kraliçesi zannederdin. Gözü kara bir kızdın. Hedeflerine ve burnunun dikine öylece koşardın. Ailen hayal kırıklığı yaşamandan korkardı, sen hayal kırıklığından bir haberdin. İstediğin her ne ise olacaktı; olurdu da. Olmayacak şeyi istemezdin, o ayrı! Mecaz anlamda olduğu kadar gerçek anlamda da gözün kaşın karaydı. Saçlarına ve gözlerine hep iltifat alırdın ama konu kirpik olursa senin değil Mete’ninkiler beğenilirdi. Dikkat çekmeyi çok severdin. Kendine has tarzın ve kendinlikten ödün vermeyen bir haleti ruhiyenin içindeydin. Yaşlıları ve hikayelerini çok severdin ama tükürük bulaştırarak öpenleri kara listeye alır, onlara bir daha gitmezdin. Bir kase çekirdek yemeden uyumaz, sabah iki tane kırmızı elma yemeden güne başlamazdın. Dayın senin için tarladan kırk kilo elma, yirmi kilo çekirdek getirirdi. Evet; mahalleye, okula, her yere dağıtırdınız, bitmezdi. Karanlıktan korkuyor diye hep hocaya götürürlerdi. Karanlıkta kalamazdın çünkü duru görün vardı. Başka boyut ve varlıkları çizgi film gibi izlerdin. Özel bir çocuktun, öpözel. İlham denilen o uydurukçuluk senin hep yanı başındaydı, uydurur dururdun. Kendi oyuncaklarını kendin yapar hep resim çizerdin. Yastıksız uyurdun. Solaktın, sonradan sağlak da oldun. Kendin ol derlerdi, doğal güzellikten yana olmanı isterlerdi. Öyleydin. Kendine o yaşta söz verdin “saçlarımın rengi ile oynamayacağım” diye. Sadece kına yaktın, her sabah papatya suyu ile tarandı saçların. Huy güzelliğinden de bahsedilirdi ama sen huysuz bir kızdın. Etrafında haksızlık çoktu. Mızıkçılık, oyunbozanlık… Sen de hakkını aramaya gelmiş gibi milletin hakkından gelirdin. Büyük, küçük, herkesle kavga ederdin. Aferin kız!.. Haklı olduğun bir meseleden asla vazgeçmedin ama çok yemek seçtin. Hatta yemeden büyüyenlerdensin. En azından tutamayacağın sözler vermedin, veremeyeceğin kilolar da almadın. Hayattan her istediğini söke söke aldın. Almadığın tek şey ailenden izindi. Kararını verir, ne yapacağını söyler, yapardın şekerim. Herkes planları için izin alırken, sen çoktan biletini ayırtırdın cam kenarına.

Aferin sana, otuzbeşinci yaşına ellibeş gün kala.

İyi ki varsın, iyi ki buradasın.
Dedesinin Venezuella güzeli 😉